Hakikat Ekseni

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ


Bismillahirrahmanirrahim
Allah katında tek din, İslâm'dır."(Âl-i İmran Sûresi, 19).
Hakikat Ekseni

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ Bismillahirrahmanirrahim Allah katında tek din, İslâm'dır.(Âl-i İmran Sûresi, 19).


    Ayet'lerle Şifa Hakikatı

    Paylaş

    hilal

    Mesaj Sayısı: 13
    Kayıt tarihi: 15/08/11

    Ayet'lerle Şifa Hakikatı

    Mesaj  hilal Bir Paz Eyl. 18, 2011 9:55 pm

    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.][Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] alt="" />



    Kuranın her ayeti birer şifadır. Her ayet her hastalık için okunabilir.
    a- Kuran Surelerinin ve Ayetlerinin her birini şifa, dua niyetine ve isteklerinizi niyet ederek okuyabilirsiniz.
    b- Özel olarak Fatiha, İhlas, Nas, Felak, Yasin, Tebareke surelerini Ayet-elkürsi, amenarrasülü ve haşr süresinin son üç ayetini okuyabilirsiniz.
    Kur'ân iki şifadan söz eder: Birisi bal, diğeri de Kur'ân'ın kendisi. Bal, maddi bir şifa kaynağı iken, Kur'ân hem maddi hem manevi bir şifa kaynağıdır.
    1- Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.(Yunus, 57)
    2- Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır. (Nahl, 69)
    3- Biz, Kur'an'dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır. (İsra, 82)
    4- Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kur'an kılsaydık, diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? Arab'a yabancı dilden (kitap) olur mu? De ki: O, inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara uzak bir yerden bağırılıyor (da Kur'an'da ne söylendiğini anlamıyorlar.) (Fussılet, 44)
    Kur'ân'ın sunduğu bu şifa nasıl bir şifadır?
    Küfre, şirke, imansızlığa, zulme ve vicdansızlığa karşı bir şifadır. Bu zaten açıkça ortada...
    Kur'ân'ın davetine uyanlar bu şifayı tadıyorlar, anlıyorlar ve yaşıyorlar. Çünkü Kur'an bu özelliğiyle insanlığın en büyük yaralarını tedavi ediyor.
    İman ederek Rabbini tanıyan insan sahibini, malikini ve mabudunu buluyor, vahşetten, dehşetten ve bütün korkulardan kurtuluyor.
    Acaba Kur'ân bildiğimiz psikolojik ve bedeni hastalıklarımızın tedavisinde nasıl kullanılır, nasıl kullanılmış?
    Kur'ân'dan istifade etmede örnek ve rehber olan Peygamberimiz bu konuda da bir öncülük ediyor, yol gösteriyor, bizzat kendi uygulamalarıyla ders veriyor.
    Peygamberimiz bazı sureleri özellikle kendi hastalığına karşı okuduğu gibi, aile fertlerinden birisi hasta olunca da okurdu.
    Peygamberimizin hanımı Hz. Aişe (r.a.) diyor ki:
    "Ailesinden birisi hastalandığı zaman Resulullah (a.s.m.) Muavvizatı (Felak ve Nâs Sûrelerini) okuyarak onun üzerine üflerdi. Vefatıyla sonuçlanan hastalığa yakalandığında bu sureleri okuyup onun üzerine üflemeye ve kendi eliyle meshetmeye başladım. Çünkü onun elinin bereketi benim elimden daha fazlaydı." (Müslim, Selam:50)
    Yine Hz. Aişe'nin anlattığına göre, Peygamberimiz her gece istirahate çekileceği zaman İhlâs ve Muavvizeteyn sûrelerini okuyup avuçlarına üfler, sonra ellerinin yetişebildiği yere kadar vücudunun her tarafını meshederdi. Hadisin devamında, "Sonra Resulullah hastalanınca ona böyle yapmamı bana emrederdi" diyor. (Buharı, Tıb:39)
    Peygamberimizin sözünü ettiği bir diğer şifa suresi, hepimizin bildiği Fâtiha'dır. "Fatiha her türlü hastalığa şifadır" (Dârimî, Fadlu'l-Kur'ân:12) buyuran Allah Resulü maddi/manevi bütün hastalıklara karşı Fatiha'nın okunması gerektiğini tavsiye eder.
    Bu arada Kur'ân-ı Kerim'de "Rabbenâ" ve "Rabbi" ile başlayan pek çok dua âyetleri vardır. Bu âyetleri maddi hastalıkların tedavisi için okuyabileceğimiz gibi, manevi, psikolojik hastalıklar için okumamız da pekâla mümkündür.
    Hz. İbrahim "Hastalandığım zaman bana şifayı veren O'dur" derken, şifayı doğrudan doğruya Allah'tan istiyor. (Şuarâ, 26:80)
    Hz. Eyyup ise seneler süren ağır hastalığına karşı o meşhur duasını okur, Rabbinden yardım ister, Cenab-ı Hak duasını kabul eder, ayağını yere vurmasını emreder. Hz. Eyyup da ayağını yere vurur vurmaz yerden şu fışkırır, bu sudan hem içer, hem de bütün vücudun yıkar, sağlığına kavuşur.
    Kur'ân'daki şifa dualarını okumak, ilaç tedavisini ve tıbbın gerekli gördüğü diğer müdahaleleri terk etmek anlamına gelmemelidir.
    Doktora gitmek, ilaç kullanmak, ameliyat olmak, perhiz yapmak da birer fiili duadır ve şifayı Allah'tan istemektir. Yoksa ne ilaç şifa verir, ne de doktor. Gerçek Şâfi, şifâ verici Allah'tır.

    Selam ve dua ile...
    Alintı. Sorularla İslamiyet

    Birdost Rahmani .
    Admin

    Mesaj Sayısı: 444
    Kayıt tarihi: 14/08/11

    Geri: Ayet'lerle Şifa Hakikatı

    Mesaj  Birdost Rahmani . Bir Paz Eyl. 18, 2011 10:35 pm

    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

    وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِيَ خَلْقَهُ ۖ قَالَ مَنْ يُحْيِي الْعِظَامَ وَهِيَ رَمِيمٌ

    [center]Ve darebe lenâ meselen ve nesiye halkah(halkahu), kâle men yuhyil izâme ve hiye remîm(remîmun).

    YASİN 78. Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: "Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?" diyor.

    Ağrıyan Diş'e yarım Aspirin üzerine bu Ayeti kerime Üç kere okunup konulursa , biiznillah ağrı kesilir .


    Zümrüdü Anka Kuşu
    Admin

    Mesaj Sayısı: 84
    Kayıt tarihi: 22/08/11

    Geri: Ayet'lerle Şifa Hakikatı

    Mesaj  Zümrüdü Anka Kuşu Bir Ptsi Eyl. 19, 2011 12:17 am

    Hazret-i Âişe -radıyallahu anha-dan rivâyete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- kendilerine bir hasta getirildiğinde şöyle duâ ederlerdi;

    "Bu hastalığı gider ey insanların Rabbi! Şifâ ver, çünkü şifâ verici sensin. Senin vereceğin şifâdan başka şifâ yoktur. Öyle şifâ ver ki hiç bir hastalık bırakmasın." (8)Buhârî, Merdâ,20; Müslim, Selâm,46.Ebû Dâvud, Tıbb, 18,19

    Yine Âişe -radıyallahu anhâ-dan rivâyete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, kendisine bir hasta için şifâ bulmasına duâ taleb edildiği zaman:


    Allah' ın adiyle duâya başlarım. Bizim yerimizin toprağı, birimizin tükrüğü ile hastamıza Allah' ın izniyle şifâ verir. " (9) Buharî, Tıbb, 38; Müslim, Selâm, 54 Ebû Dâvud, Tıbb, 19.

    İbn Abbas -radıyallahu anhümâ-dan rivâyete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz' e bir hâtûn müracaat edip:

    -Ya Resûlellah, ben sar' a illetine dûçar oluyorum. Hem de sar' a hâlinde çılıyorum. Allah Teâlâya duâ ediniz ki, bu illeti benden izâle eylesin, dedi.

    Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kadına hitaben:

    -Dilersen sabret, bu illet mukabilinde sana cennet verilsin. Dilersen sıhhat ve afiyetin için Allah Teâlâya duâ edeyim, buyurdu.

    Sonra o hâtûn:

    -Yâ Resûlallah, böylece sabrederim. Yalnız sar' a hâlinde açılmamam için Allah teâlâ Hazretlerine duâ ediniz, dedi.

    Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de, o halinde açılmaması için duâ buyurdular. (10)Tecrîd-i Sarîh Terc, 12/64.



    Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyururlardı:

    "Ağrıyan dişinin üzerine şehâdet parmağını koyup Yâsin-i şerîfin son tarafını nihayete kadar oku, biiznillah teâlâ şifâ bulur." (11)el-Câmi' u' s-Sağîr.

    "Sağ elini vücudunda rahatsız olduğun mahalle koyup yedi defa mesh eyle ve her meshde: "Hissettiğim bu hastalığın şerrinden Allah' ın izzetine ve kudretine sığınırım!" de. Biiznillah Teâlâ şifâ bulursun." (12)Râmuzû' l-Ehâdîs, 311 (İbn Hanbel, Müsned' den).

    Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz rahatsızlandıkları zaman onu Cibril tedavi eder ve: "Bismillah. Allah her hastalıkdan seni kurtarır, ve şifâ verir, hased etdiği zaman hasedcinin şerrinden muhafaza eder, her nazarı değenin nazarından seni korur." derdi.

    Peygamberimiz bir rahatsızlıkları olduğu zaman Muavvizeteyn sûrelerini okur, kendi üzerine üfler ve onu eliyle üzerinden silerdi. Ve şöyle buyururlardı:

    "Ey Rabbim! Beni kendi devan ile tedavi et, bana kendi şifân ile şifâ ver ve beni kendi fazlınla Senden başkalarından müstağni kıl ve beni ezalarından uzak tut." (13) Râmüzû' l-ehâdîs, 311 (Taberânî' den).

    "Henüz eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eden bir mü' min yedi defa:

    "Büyük Allah' dan, büyük Arş' ın rabbi Allah' dan sana şifâ vermesini istiyorum!" derse muhakkak afiyet bulur." (14) Ebû Dâvud, Cenâiz, 8; Tirmizî, Tıbb, 32; İbn Hanbel, Müsned 1/239.


    Zümrüdü Anka Kuşu
    Admin

    Mesaj Sayısı: 84
    Kayıt tarihi: 22/08/11

    Geri: Ayet'lerle Şifa Hakikatı

    Mesaj  Zümrüdü Anka Kuşu Bir Çarş. Ara. 14, 2011 11:42 pm

    UNUTKANLIK DUASI

    UNUTKANLIK HASTALIĞI OLANLAR İÇİN OKUNACAK DUA

    ALLAHÜMMERZUKNAA HIFZEL MURSELIYN.VE İLHAMEL ENBİYAAİ VE FEHMEL EVLİYAAAİ Bİ KERAMİKE YA EKRAMEL EKRAMİYN VE Bİ RAHMETİKE YA ERHAMERRAHIMİYN

    BU DUAYI 40 GÜN SABAH NAMAZINDAN ÖNCE,EVVELİNDE 7 FATİHA OKUYARAK 70 DEFA OKUYAN KİMSENİN UNUTKANLIK HASTALIĞI GİDER VE HAFIZASI KUVVETLİ OLUR


    Zümrüdü Anka Kuşu
    Admin

    Mesaj Sayısı: 84
    Kayıt tarihi: 22/08/11

    Geri: Ayet'lerle Şifa Hakikatı

    Mesaj  Zümrüdü Anka Kuşu Bir Çarş. Ara. 14, 2011 11:45 pm

    Peygamber efendimizin unutkanlık duası

    Hz. İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor:


    "Hz. Ali İbnu Ebî Tâlib (radıyallâhu anh) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a gelerek: "Annem ve bâbam sana kurban olsun, şu Kur'an göğsümde durmayıp gidiyor. Kendimi onu ezberleyecek güçte göremiyorum" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ona şu cevabı verdi: "Ey Ebûl-Hüseyin! (Bu meselede) ALLAH'ın sana faydalı kılacağı, öğrettiğin takdirde öğrenen kimsenin de istifade edeceği, öğrendiklerini de göğsünde sabit kılacak kelimeleri öğreteyim mi?"

    Hz. Ali (radıyallâhu anh): "Evet, ey ALLAH'n Rasûlü, öğret bana!" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber şu tavsiyede bulundu:

    "Cuma gecesi (perşembeyi cumaya bağlayan gece) olunca, gecenin son üçte birinde kalkabilirsen kalk. Çünkü o an (meleklerin de hazır bulunduğu) meşhûd bir andır. O anda yapılan dua müstecabtır. Kardeşim Ya'kub da evlatlarına şöyle söyledi: "Sizin için Rabbime istiğfâr edeceğim, hele cuma gecesi bir gelsin." Eğer o vakitte kalkamazsan gecenin ortasında kalk. Bunda da muvaffak olamazsan gecenin evvelinde kalk. Dört rek'at namaz kıl. Birinci rek'atte, Fâtiha ile Yâsin sûresini oku, ikinci rek'atte Fâtiha ile Hâmim, ed-Duhân sûresini oku, üçüncü rek'atte Fâtiha ile Eliflâmmîm Tenzîlü'ssecde'yi oku, dördüncü rek'atte Fâtiha ile Tebâreke'l-Mufassal'ı oku. Teşehhüdden boşaldığın zaman ALLAH'a hamdet, ALLAH'a senayı da güzel yap, bana ve diğer peygamberlere salât oku, güzel yap. Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar ve senden önce gelip geçen mü'min kardeşlerin için istiğfat et.
    Sonra bütün bu okuduğun duaların sonunda şu duayı oku:

    "ALLAHım, bana günahları, beni hayatta baki kıldığın müddetçe ebediyen terkettirerek merhamet eyle. Bana faydası olmayan şeylere teşebbüsüm sebebiyle bana acı. Seni benden râzı kılacak şeylere hüsn-i nazar etmemi bana nasîb et. Ey semâvât ve arzın yaratıcısı olan celâl, ikram ve dil uzatılamayan izzetin sâhibi olan ALLAHım. Ey ALLAH! ey Rahman! celâlin hakkı için, yüzün nuru hakkı için kitabını bana öğrettiğin gibi hıfzına da kalbimi icbâr et. Seni benden razı kılacak şekilde okumamı nasîb et. Ey semâvât ve arzın yaratıcısı, celâlin ve yüzün nuru hakkı için kitabınla gözlerimi nurlandırmanı, onunla dilimi açmanı, onunla kalbimi yarmanı, göğsümü ferahlatmanı, bedenimi yıkamanı istiyorum. Çünkü, hakkı bulmakta bana ancak sen yardım edersin, onu bana ancak sen nasib edersin. Herşeye ulaşmada güç ve kuvvet ancak büyük ve yüce olan ALLAH'tandır."

    Ey Ebû'l-Hasan, bu söylediğimi üç veya yedi cuma yapacaksın. ALLAH'ın izniyle duana icâbet edilecektir. Beni hak üzere gönderen Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun bu duayı yapan hiçbir mü'min icâbetten mahrum kalmadı."

    İbnu Abbâs (radıyallâhu anhüma) der ki: "ALLAH'a yemin olsun, Ali (radıyallâhu anh) beş veya yedi cuma geçti ki Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a aynı önceki mecliste tekrar gelerek:

    "Ey ALLAH'ın Resûlü! dedi, geçmişte dört beş âyet ancak öğrenebiliyordum. Kendi kendime okuyunca onlar da (aklımda durmayıp) gidiyorlardı. Bugün ise, artık 40 kadar âyet öğrenebiliyorum ve onları kendi kendime okuyunca Kitabullah sanki gözümün önünde duruyor gibi oluyor. Eskiden hadisi dinliyordum da arkadan bir tekrar etmek istediğimde aklımdan çıkıp gidiyordu. Bugün hadis dinleyip sonra onu bir başkasına istediğimde ondan tek bir harfi kaçırmadan anlatabiliyorum.

    Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu söz üzerine Hz.Ali (radıyallâhu anh)'ye: "Ey Ebû'l-Hasan! Kâbenin Rabbine yemin olsun sen mü' minsin!" dedi."

    [Tirmizî, Daavât 125, (3565)]


    Unutkanlıktan kurtulmak ve zekanın açılması için bu dua okunur.

    (Bismillahirrahmanirrahim),

    Ferdün, Hayyün, Kayyumun, Hakemun, Adlün, Kuddüsün. İyyake na'büdü ve iyyakenesta'in. İnna fetehna leke fethen mubina) Dokuz defa okunacak. (Ya kebirü entellezi la tehdil ukulü livasfi azameti.) Bin defa okunacak.

    Sonra evvela: (Subhane rabbiyel a'la.) denecek. Sonra, (Sübhane minennaril eflaki, biezkaril emlaki kema tüskinül arza biezkarizzakirine, kale li ezkari himiletin lil mahmuline, ve meskenetin lil miskinine, ve muherriketin lil mutehharrikine, sübhane men hüve külle yevmin hüve fi şe'nin.) okunacak.

    Bundan sonra ihtiyaç neyse o söylenecek ve şunlar okunacak.: ( Ya ğıyasel müsteğisine vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim.

    Kaynak: Mecmuatül AhzabPeygamber efendimizin unutkanlık duası


      Forum Saati Perş. Şub. 23, 2012 9:38 am