Doğru'mu ? Yanlış'mı . Deyimler

Birdost Rahmani .- Admin
- Mesaj Sayısı: 444
Kayıt tarihi: 14/08/11
Güneş Balçıkla Sıvanmaz.

Birdost Rahmani .- Admin
- Mesaj Sayısı: 444
Kayıt tarihi: 14/08/11
Ters tarafından kalkmak .
İnsan beşeriyeti itibarıyla , bağzan ğafletle yatagına girer ve uyandığında, gafil olarak uyanır ,dolayısıyla her işi ters gitmeye başlar, o sebeb'dendirki terstenmi solundanmı kalktın denir .
Bizlere yakışan odurki .Hz. Allahı zikrederek , yatar ve kalkarız , Bu beyanda Büyüklerimiz uyumakla ve uyanmakla alakalı , olarak bizlere ne yapmamız gerektirdiğini Şükürler olsunki en güzel şekliyle öğretmiştir.
İnsan beşeriyeti itibarıyla , bağzan ğafletle yatagına girer ve uyandığında, gafil olarak uyanır ,dolayısıyla her işi ters gitmeye başlar, o sebeb'dendirki terstenmi solundanmı kalktın denir .
Bizlere yakışan odurki .Hz. Allahı zikrederek , yatar ve kalkarız , Bu beyanda Büyüklerimiz uyumakla ve uyanmakla alakalı , olarak bizlere ne yapmamız gerektirdiğini Şükürler olsunki en güzel şekliyle öğretmiştir.

Birdost Rahmani .- Admin
- Mesaj Sayısı: 444
Kayıt tarihi: 14/08/11
Acele işe şeytan karışır .
sekinenin olmadığı yerlerde feyz ve itmi'nan olmayan yerlerde şeytanın olması mümkündür.
Bir çok işin açele edildiğinde sarpa sardıgı aşikardır, Lakin acele etmemizin ,
bizlere fayda saglıyacagı yerleride iyi bilmemiz ve göz ardı etmememiz gerekir.
Nebi (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:
“Benim Uhud dağı kadar altınım olsaydı, ondan bir dinar yanımda olduğu halde üç gece geçsin istemezdim…”
Buhari: 7082
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hayırda acele etmenin ehemmiyetini kendi örnek hayatında sergilediği sayısız fazîletlerle tebliğ buyurmuşlardır. Bunlardan birini, Ukbe bin Hâris -radıyallâhu anh- şöyle nakleder:
Bir keresinde Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in arkasında ikindi namazı kılmıştım. Allah Rasûlü selâm verip namazı bitirdi ve sür’atle yerinden kalktı. Aceleyle hanımlarından birinin odasına gitti. Cemaat, O’nun bu telâşından endişe ettiler. Fahr-i Kâinât Efendimiz kısa bir süre sonra döndü. Bu acele davranışı sebebiyle ashâbının meraklanmış olduğunu gördü ve şöyle buyurdu:
“–Odamızda birazcık altın -veya gümüş- olduğunu hatırladım. Beni hayırda acele etmekten alıkoymasın diye hemen dağıtılmasını emrettim.” (Buhârî, Ezân 158, el-Amel fi’s-Salât 18; Nesâî, Sehv 104)
Diğer bir hadîs-i şerîfte de şöyle buyrulur:
“Sadaka vermekte acele edin. Çünkü belâ, sadakanın önüne geçemez.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, III, 110)
Nasıl ki namazın fazîleti ilk vaktinde edâ edilmesinde ise, infâkın fazîletlisi de geciktirilmeden ilk fırsatta yapılmasındadır. Bu nebevî ahlâk, en çok Peygamber vârisi olan Hak dostu âlim ve âriflerin hayatında mâkes bulmuştur. Hasan-ı Basrî Hazretleri’nin şu kıssası, bu hakîkatin pek ibretli bir misâlidir:
Bir derviş, Hasan-ı Basrî Hazretleri’nden bir şey ister. O da hemen ayağa kalkıp gömleğini çıkarır ve dervişe verir. Oradakiler:
“–Ey Hasan, eve gidip oradan bir şeyler verseydin ya!” derler.
Hasan-ı Basrî Hazretleri şöyle cevap verir:
“–Bir defâsında bir muhtaç mescide geldi ve; «Açım!» dedi. Biz gaflet edip hemen yiyecek getirmedik. Onu mescitte bıraktık ve evlerimize gittik. Sabah namazına geldiğimizde bir de baktık ki, zavallı ölmüş. Kefenleyip defnettik.
Ertesi gün, yakaza hâlinde mânevî bir zuhurat olarak, o garibi sardığımız kefenin mihrapta durduğunu ve üzerinde; «Kefeninizi alın, Allah kabûl etmedi!» yazısını gördüm.
O gün; «Bundan sonra bir ihtiyaç sâhibini gördüğümde onu bekletmeyeceğim, hemen ihtiyâcını göreceğim.» diye yemin ettim.”
Hz.Allah bizleri hayırda aceleci kılsın . Amin
sekinenin olmadığı yerlerde feyz ve itmi'nan olmayan yerlerde şeytanın olması mümkündür.
Bir çok işin açele edildiğinde sarpa sardıgı aşikardır, Lakin acele etmemizin ,
bizlere fayda saglıyacagı yerleride iyi bilmemiz ve göz ardı etmememiz gerekir.
Nebi (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:
“Benim Uhud dağı kadar altınım olsaydı, ondan bir dinar yanımda olduğu halde üç gece geçsin istemezdim…”
Buhari: 7082
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hayırda acele etmenin ehemmiyetini kendi örnek hayatında sergilediği sayısız fazîletlerle tebliğ buyurmuşlardır. Bunlardan birini, Ukbe bin Hâris -radıyallâhu anh- şöyle nakleder:
Bir keresinde Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in arkasında ikindi namazı kılmıştım. Allah Rasûlü selâm verip namazı bitirdi ve sür’atle yerinden kalktı. Aceleyle hanımlarından birinin odasına gitti. Cemaat, O’nun bu telâşından endişe ettiler. Fahr-i Kâinât Efendimiz kısa bir süre sonra döndü. Bu acele davranışı sebebiyle ashâbının meraklanmış olduğunu gördü ve şöyle buyurdu:
“–Odamızda birazcık altın -veya gümüş- olduğunu hatırladım. Beni hayırda acele etmekten alıkoymasın diye hemen dağıtılmasını emrettim.” (Buhârî, Ezân 158, el-Amel fi’s-Salât 18; Nesâî, Sehv 104)
Diğer bir hadîs-i şerîfte de şöyle buyrulur:
“Sadaka vermekte acele edin. Çünkü belâ, sadakanın önüne geçemez.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, III, 110)
Nasıl ki namazın fazîleti ilk vaktinde edâ edilmesinde ise, infâkın fazîletlisi de geciktirilmeden ilk fırsatta yapılmasındadır. Bu nebevî ahlâk, en çok Peygamber vârisi olan Hak dostu âlim ve âriflerin hayatında mâkes bulmuştur. Hasan-ı Basrî Hazretleri’nin şu kıssası, bu hakîkatin pek ibretli bir misâlidir:
Bir derviş, Hasan-ı Basrî Hazretleri’nden bir şey ister. O da hemen ayağa kalkıp gömleğini çıkarır ve dervişe verir. Oradakiler:
“–Ey Hasan, eve gidip oradan bir şeyler verseydin ya!” derler.
Hasan-ı Basrî Hazretleri şöyle cevap verir:
“–Bir defâsında bir muhtaç mescide geldi ve; «Açım!» dedi. Biz gaflet edip hemen yiyecek getirmedik. Onu mescitte bıraktık ve evlerimize gittik. Sabah namazına geldiğimizde bir de baktık ki, zavallı ölmüş. Kefenleyip defnettik.
Ertesi gün, yakaza hâlinde mânevî bir zuhurat olarak, o garibi sardığımız kefenin mihrapta durduğunu ve üzerinde; «Kefeninizi alın, Allah kabûl etmedi!» yazısını gördüm.
O gün; «Bundan sonra bir ihtiyaç sâhibini gördüğümde onu bekletmeyeceğim, hemen ihtiyâcını göreceğim.» diye yemin ettim.”
Hz.Allah bizleri hayırda aceleci kılsın . Amin

Birdost Rahmani .- Admin
- Mesaj Sayısı: 444
Kayıt tarihi: 14/08/11
HIGG DEMİŞ BURNUN'DAN DÜŞMÜŞ .
Bu söz birini diğer birine benzediğinde kullanılan , kimilerince iğrenç bir benzetme olarak kabul edilen , kimilerin"cede yeni doğmuş bebekler için sempatikçe sarf edilen bir deyim . Burnun"dan düşmüş denmesi ,çirkin gibi algılansada esasen özlü bir benzetmeyi anlatır , yanı aynı hücre"lerden aynı kandan mış gibi benzerlik vurgulanmak istenir , bize göre sakıncalı bir söz değildir deriz .
En iyisini . Hz.Allah bilir .
Bu söz birini diğer birine benzediğinde kullanılan , kimilerince iğrenç bir benzetme olarak kabul edilen , kimilerin"cede yeni doğmuş bebekler için sempatikçe sarf edilen bir deyim . Burnun"dan düşmüş denmesi ,çirkin gibi algılansada esasen özlü bir benzetmeyi anlatır , yanı aynı hücre"lerden aynı kandan mış gibi benzerlik vurgulanmak istenir , bize göre sakıncalı bir söz değildir deriz .
En iyisini . Hz.Allah bilir .

Birdost Rahmani .- Admin
- Mesaj Sayısı: 444
Kayıt tarihi: 14/08/11
ERKEGİN KALBİNE GİDEN YOL MİĞDEDEN GECER .
Kendini bir erkeğe beğendirmek isteyen kadın, ona güzel yemekler hazırlamalıdır" anlamında kullanılan bir söz.
Lakin dikkat edilmelidirki Sadece erkeğin degil .İnsanların tümünün Kalp lerine giden yolarlar , migde'lerindende gece bilir ,
gözlerinden kulaklarından hal ve davanışlarla 'da olabilir , burdaki migdeden gecer deyimi biraz işgüzar bir deyim olarak karşımıza cıkıyor . oysaki bircok erkek evlendigi eşini daha yemegini yemeden sevmiş olup kalplerinde yeretmiş oldugu aşikardır .
bu konuyla alakalı daha pek cok şey yazıla bilir .
Kendini bir erkeğe beğendirmek isteyen kadın, ona güzel yemekler hazırlamalıdır" anlamında kullanılan bir söz.
Lakin dikkat edilmelidirki Sadece erkeğin degil .İnsanların tümünün Kalp lerine giden yolarlar , migde'lerindende gece bilir ,
gözlerinden kulaklarından hal ve davanışlarla 'da olabilir , burdaki migdeden gecer deyimi biraz işgüzar bir deyim olarak karşımıza cıkıyor . oysaki bircok erkek evlendigi eşini daha yemegini yemeden sevmiş olup kalplerinde yeretmiş oldugu aşikardır .
bu konuyla alakalı daha pek cok şey yazıla bilir .

Birdost Rahmani .- Admin
- Mesaj Sayısı: 444
Kayıt tarihi: 14/08/11
KULAĞINA KÜPE OLSUN
Evet yerine göre söylen'diğinde hoş bir deyim dir , anlam olarak ifade edilen gercek şu dur'ki , Bir kişinin yapmış oldugu bir hata,
veyahutta yanlıştan nedemat duyması ve hatasını görmesi sonucunda , yanındakinin bak kulagına küpe olsun diyerek ,
birdaha unutmamasını ve bu gibi hataya tekrar düşmemesini temenni ederek söylenen bir Deyim .
Lakin bu Deyimi buraya almışken , bu Deyimi olur olmaz Şahsiyet'lere maal edip , bazı iddialarda bulunanlarda olsada ,
Hakikatte islan Hukuku ve Ahlakı , Hanımlara Küpe takmayı Caiz görmüşsede , Erkekler için Kulaga küpe takmak Caiz değildir .
Evet yerine göre söylen'diğinde hoş bir deyim dir , anlam olarak ifade edilen gercek şu dur'ki , Bir kişinin yapmış oldugu bir hata,
veyahutta yanlıştan nedemat duyması ve hatasını görmesi sonucunda , yanındakinin bak kulagına küpe olsun diyerek ,
birdaha unutmamasını ve bu gibi hataya tekrar düşmemesini temenni ederek söylenen bir Deyim .
Lakin bu Deyimi buraya almışken , bu Deyimi olur olmaz Şahsiyet'lere maal edip , bazı iddialarda bulunanlarda olsada ,
Hakikatte islan Hukuku ve Ahlakı , Hanımlara Küpe takmayı Caiz görmüşsede , Erkekler için Kulaga küpe takmak Caiz değildir .

Birdost Rahmani .- Admin
- Mesaj Sayısı: 444
Kayıt tarihi: 14/08/11
GÖZ'ÜNÜ TOPRAK DOYUR'SUN
Evet bu deyimde agır lakin , bağzılarının öyle bir Göz'ü varki ,
Ne Kendinle olanla , nede kendine verilenle , yetinmeyip hep fazlasını ister , ve hatta kendisinde fazlasıyla olan bir şeyi başkasında görse ,ona dahi göz dikip benim olsa der .
işte bu gibe hallerle Nefsini perişan etmiş varlık içinde yokluk çekenler için .( GÖZ'ÜNÜ TOPRAK DOYUR'SUN ) deyini halk içinde söylene gelmiş uyarıcı bir söz olmakla birlikte , o tür kişilerin ancak ıslahının kara toprak oldugunu vurgulayan bir deyim .
Evet bu deyimde agır lakin , bağzılarının öyle bir Göz'ü varki ,
Ne Kendinle olanla , nede kendine verilenle , yetinmeyip hep fazlasını ister , ve hatta kendisinde fazlasıyla olan bir şeyi başkasında görse ,ona dahi göz dikip benim olsa der .
işte bu gibe hallerle Nefsini perişan etmiş varlık içinde yokluk çekenler için .( GÖZ'ÜNÜ TOPRAK DOYUR'SUN ) deyini halk içinde söylene gelmiş uyarıcı bir söz olmakla birlikte , o tür kişilerin ancak ıslahının kara toprak oldugunu vurgulayan bir deyim .

Birdost Rahmani .- Admin
- Mesaj Sayısı: 444
Kayıt tarihi: 14/08/11
ÇENESİ ÇEKİLESİCE
Evet bu söz genelde , Bayan'ların kullandıgı Bed'dua türünde bir deyim , fakat hakikaten agır bir söz .
Tutamadın çeneni ,hemen anlattın olup biteni ,Çenesi çelilesice velet .
Bıktım sen'den , Çenen çekilsin emi , diyerek hırcın'lıkla öfkeyle kullanıldıgı aşikar ,ama karşıdakinin bu sözle ölümü ,temenni edilmekte, oysaki bir müslümanın hele hele eşi ve cocukları için , böyle bir sözü kullanması , düşünülemez çünkü çene çekilmesi ,
ölümle olan ölü kişi üzerinde yapılan bir işlem .
Durum bu olunca Kimseye karşi böyle bir ifade kullanmamak gerek .
Evet bu söz genelde , Bayan'ların kullandıgı Bed'dua türünde bir deyim , fakat hakikaten agır bir söz .
Tutamadın çeneni ,hemen anlattın olup biteni ,Çenesi çelilesice velet .
Bıktım sen'den , Çenen çekilsin emi , diyerek hırcın'lıkla öfkeyle kullanıldıgı aşikar ,ama karşıdakinin bu sözle ölümü ,temenni edilmekte, oysaki bir müslümanın hele hele eşi ve cocukları için , böyle bir sözü kullanması , düşünülemez çünkü çene çekilmesi ,
ölümle olan ölü kişi üzerinde yapılan bir işlem .
Durum bu olunca Kimseye karşi böyle bir ifade kullanmamak gerek .

Birdost Rahmani .- Admin
- Mesaj Sayısı: 444
Kayıt tarihi: 14/08/11
KÖR ŞEYTAN .
Hakka karşı baş kaldırmış olan kör ve kör olduğu kadar da nankör olan şeytan, lanetlenmiş ve rahmetten uzaklaştırılmıştır. Kendisine yapılan iyilik ve ihsanları, ikram ve iltifatları görmezlikten gelemiş, Hakka karşı kör ve sağırdır.
Ancak, işimiz rast gitmediğinde söylenen “kör şeytan” deyimi Peygamber Efendimiz tarafından uygun görülmemiştir.
Bir hadiste, bizim toplumumuzda da çok sık rastlanan bu konuya işaret edilmektedir: Ebu'l-Müleyh, bir adamdan naklen demiştir ki: “Ben Rasülullah (s.a.v)’in terkisinde idim. Hayvanın ayağı kaydı. Ben, “Kör şeytan / burnu sürtülesice!” demiş bulundum. Bana: “Böyle söyleme, zira böyle söylersen o büyür, hatta ev kadar olur ve “kendi gücümle onu yere attım!” der. Fakat sen: “Bismillah!” de, zira böyle söylersen o küçülür ve sinek kadar olur.” buyurdu. (Ebu Davud, Edeb, 85, (4982)
Bu hadis-i şerif, şeytana kızarak ona kötü sözler savurup lanetler yağdırmanın, onun kötülüğüne engel olmayıp bilakis, ona ümit ve kuvvet vereceğini, onu kibirlendireceğini, gücüne güç katacağını, onun gücünü kuvvetini götürüp, sinek kadar küçültecek olan yegâne silahın ise; "Bismillah" demek olduğunu ifade etmektedir.
Şuurlu bir Müslümana yakışan, her işine besmele ile başlayıp Allah'ın ismini ağzından düşürmemek, her işinde gücü ve yardımı Allah'tan istemek, sıkıntılı işlerinde Allah'tan başka bir sığınak bulunmadığını bilerek başka yollara tevessül etmemektir.
Alıntı. Sorularla İslamiyet .
Hakka karşı baş kaldırmış olan kör ve kör olduğu kadar da nankör olan şeytan, lanetlenmiş ve rahmetten uzaklaştırılmıştır. Kendisine yapılan iyilik ve ihsanları, ikram ve iltifatları görmezlikten gelemiş, Hakka karşı kör ve sağırdır.
Ancak, işimiz rast gitmediğinde söylenen “kör şeytan” deyimi Peygamber Efendimiz tarafından uygun görülmemiştir.
Bir hadiste, bizim toplumumuzda da çok sık rastlanan bu konuya işaret edilmektedir: Ebu'l-Müleyh, bir adamdan naklen demiştir ki: “Ben Rasülullah (s.a.v)’in terkisinde idim. Hayvanın ayağı kaydı. Ben, “Kör şeytan / burnu sürtülesice!” demiş bulundum. Bana: “Böyle söyleme, zira böyle söylersen o büyür, hatta ev kadar olur ve “kendi gücümle onu yere attım!” der. Fakat sen: “Bismillah!” de, zira böyle söylersen o küçülür ve sinek kadar olur.” buyurdu. (Ebu Davud, Edeb, 85, (4982)
Bu hadis-i şerif, şeytana kızarak ona kötü sözler savurup lanetler yağdırmanın, onun kötülüğüne engel olmayıp bilakis, ona ümit ve kuvvet vereceğini, onu kibirlendireceğini, gücüne güç katacağını, onun gücünü kuvvetini götürüp, sinek kadar küçültecek olan yegâne silahın ise; "Bismillah" demek olduğunu ifade etmektedir.
Şuurlu bir Müslümana yakışan, her işine besmele ile başlayıp Allah'ın ismini ağzından düşürmemek, her işinde gücü ve yardımı Allah'tan istemek, sıkıntılı işlerinde Allah'tan başka bir sığınak bulunmadığını bilerek başka yollara tevessül etmemektir.
Alıntı. Sorularla İslamiyet .

Birdost Rahmani .- Admin
- Mesaj Sayısı: 444
Kayıt tarihi: 14/08/11
- Post n°10
Geri: Doğru'mu ? Yanlış'mı . Deyimler
İT ÜRÜR KERVAN YÜRÜR
Dogruluk ve hayır için yola cıkmış bir kervan , ıssız yollardan gecerken sag'dan sol'dan it'ler köpek'ler ürü'sede hırlasada . Kervan'da bulunan'lar it'ten köpek'ten korkmayıp yollarına devam ederler .
Bu deyin gün'ümüzde kullanılıyor , dam'a bak sanki Dünya'yı ahirete götürecek gibi çalışıyor !
Görünen odurki it'ten kasıt , haset ve kıskanc'lık ,kin ve öfke'nin dışa vurulması , ürü'yerek kervan yoluna cıkan it benzet'mesiyle , bu söz kıskanc haset kin sahibi kişilere atf edilmiştir .
Bu konuyla alakalı iki hadisi şerif ne güzel yerinde .
Hiç ölmeyeceğini zanneden biri gibi çalış, yarın ölecek biri gibi de tedbirli ol.” (Câmiu’s-Sagîr, 2/12, Hadis No:1201)
Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor:[1]
Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Kıskançlık yapmaktan sakınınız. Zira kıskançlık, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi iyilikleri yer bitirir.”
Ebû Davud
Dogruluk ve hayır için yola cıkmış bir kervan , ıssız yollardan gecerken sag'dan sol'dan it'ler köpek'ler ürü'sede hırlasada . Kervan'da bulunan'lar it'ten köpek'ten korkmayıp yollarına devam ederler .
Bu deyin gün'ümüzde kullanılıyor , dam'a bak sanki Dünya'yı ahirete götürecek gibi çalışıyor !
Görünen odurki it'ten kasıt , haset ve kıskanc'lık ,kin ve öfke'nin dışa vurulması , ürü'yerek kervan yoluna cıkan it benzet'mesiyle , bu söz kıskanc haset kin sahibi kişilere atf edilmiştir .
Bu konuyla alakalı iki hadisi şerif ne güzel yerinde .
Hiç ölmeyeceğini zanneden biri gibi çalış, yarın ölecek biri gibi de tedbirli ol.” (Câmiu’s-Sagîr, 2/12, Hadis No:1201)
Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor:[1]
Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Kıskançlık yapmaktan sakınınız. Zira kıskançlık, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi iyilikleri yer bitirir.”
Ebû Davud

Birdost Rahmani .- Admin
- Mesaj Sayısı: 444
Kayıt tarihi: 14/08/11
- Post n°11
Geri: Doğru'mu ? Yanlış'mı . Deyimler
ZAMANSIZ ÖTEN '' HOROZUN BAŞI VURULUR
Her söz vaktinde ve yerinde söylenmelidir. Bir sözün, zamanı gelmeden söylenmesi, büyük zararlara yol açabilir. Bunun için, uygun olmayan zaman'da aklına geleni söyleyen kişi ceza'landırılır. Nasıl ki vakit'siz öten horoz, uğursuz sayılarak kesilir.............. Deselerde !
Bu sözlük'sel acıklamayı yerinde bulmakla beraber , şunu unutma'mamız gerekirki . Resulullah Efendimiz bizi her konuda aydın'lattıgı gibi , bu ugur'suzluk konusunuda bize nasıl bakmamız nasıl düşünmemiz gerektigini , en güzel şekilde ögretmiş .
bunuda bu .Hadisi Şerifle buraya eklememiz sanırımki Kardeş'lerimizcede uygun görülür.
4062 - Urve İbnu Amir el-Kureşi radıyAllahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında uğursuzluktan bahsedilmişti. Buyurdular ki:
"Bunun en iyisi fe'l (uğur çıkarma)dır. (Uğursuzluk inancı) bir müslümanı yolundan alıkoymasın. Biriniz, hoşlanmadığı bir şey görecek olursa şu duayı okusun: "Allahümme la ye'ti bi'l-hasenâtı illa ente ve lâ yedfe'u's-Seyyiâti illâ ente velâ havle ve lâ kuvvete illâ bike. (Allahım! Hayrı ancak sen verebilirsin, kötülüğü de ancak sen defedebilirsin. İbadet, çalışma, korunma vs. için muhtaç olduğumuz) güç ve kuvvet de ancak sendendir.)"
Ebu Davud, Tıbb 24, (3919).
Her söz vaktinde ve yerinde söylenmelidir. Bir sözün, zamanı gelmeden söylenmesi, büyük zararlara yol açabilir. Bunun için, uygun olmayan zaman'da aklına geleni söyleyen kişi ceza'landırılır. Nasıl ki vakit'siz öten horoz, uğursuz sayılarak kesilir.............. Deselerde !
Bu sözlük'sel acıklamayı yerinde bulmakla beraber , şunu unutma'mamız gerekirki . Resulullah Efendimiz bizi her konuda aydın'lattıgı gibi , bu ugur'suzluk konusunuda bize nasıl bakmamız nasıl düşünmemiz gerektigini , en güzel şekilde ögretmiş .
bunuda bu .Hadisi Şerifle buraya eklememiz sanırımki Kardeş'lerimizcede uygun görülür.
4062 - Urve İbnu Amir el-Kureşi radıyAllahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında uğursuzluktan bahsedilmişti. Buyurdular ki:
"Bunun en iyisi fe'l (uğur çıkarma)dır. (Uğursuzluk inancı) bir müslümanı yolundan alıkoymasın. Biriniz, hoşlanmadığı bir şey görecek olursa şu duayı okusun: "Allahümme la ye'ti bi'l-hasenâtı illa ente ve lâ yedfe'u's-Seyyiâti illâ ente velâ havle ve lâ kuvvete illâ bike. (Allahım! Hayrı ancak sen verebilirsin, kötülüğü de ancak sen defedebilirsin. İbadet, çalışma, korunma vs. için muhtaç olduğumuz) güç ve kuvvet de ancak sendendir.)"
Ebu Davud, Tıbb 24, (3919).

Birdost Rahmani .- Admin
- Mesaj Sayısı: 444
Kayıt tarihi: 14/08/11
- Post n°12
Geri: Doğru'mu ? Yanlış'mı . Deyimler
PİŞMİŞ AŞA TUZ KATMA -YADA SU KATMA
Olmuş bir işi bozmak.
Tamamlanmak üzere bir işi çeşitli sebepler öne sürerek bozmaya çalışmak. anlam ve manasında kullanılan halk deyimi .
Sağlık açısından faydaları nedeniyle iyotlu tuz kullanımını öneren uzmanlar, içeriğindeki iyodun uçmaması için tuzun yemek ocaktan alınmadan hemen önce atılmasını öneriyorlar.
Endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Murat Faik Erdoğan
Ve Su katmak , olaki suyu cekilmiş lapa olmuş corbaya su katıla bilir , gerek görüldügü takdirde .
Burdan anlaşılan odurki , ( PİŞMİŞ AŞA TUZ KATMA -YADA SU KATMA ) bir deyim ve genel olarak , ilerisini gerisini düşün meden ,
bazı şeylere meraklıca müdahale edenler için kullanılan yerinde bir deyim .
Olmuş bir işi bozmak.
Tamamlanmak üzere bir işi çeşitli sebepler öne sürerek bozmaya çalışmak. anlam ve manasında kullanılan halk deyimi .
Sağlık açısından faydaları nedeniyle iyotlu tuz kullanımını öneren uzmanlar, içeriğindeki iyodun uçmaması için tuzun yemek ocaktan alınmadan hemen önce atılmasını öneriyorlar.
Endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Murat Faik Erdoğan
Ve Su katmak , olaki suyu cekilmiş lapa olmuş corbaya su katıla bilir , gerek görüldügü takdirde .
Burdan anlaşılan odurki , ( PİŞMİŞ AŞA TUZ KATMA -YADA SU KATMA ) bir deyim ve genel olarak , ilerisini gerisini düşün meden ,
bazı şeylere meraklıca müdahale edenler için kullanılan yerinde bir deyim .

Birdost Rahmani .- Admin
- Mesaj Sayısı: 444
Kayıt tarihi: 14/08/11
- Post n°13
Geri: Doğru'mu ? Yanlış'mı . Deyimler
Deli'dir ne yapsa yeridir .
Akıllı bir adam anormal bir davranışta bulunsa çok yadırganır. Çünkü akla fikre aykırıdır. Ama bir deli ne yaparsa yapsın yadırganmaz, çünkü delidir ve deliliğinin gereği gibi davranıyordur. Hatta bazı mahallelerin delisi vardır ve mahalleli öyle alışmıştır ki ona, artık gördükleri zaman umursamazlar bile. Fakat mahalleye bir yabancı gelse, delinin garip bir hareketini görse önce dikkatini çeker, sonra kim olduğunu anlayınca "Hmm, tamam" der ve o da garipsemez. Çünkü "Delidir, ne yapsa yeridir".
Alkol ve uyuşturucu alanlar içinde kullanıla bilir , bir deyimdir .
Akıllı bir adam anormal bir davranışta bulunsa çok yadırganır. Çünkü akla fikre aykırıdır. Ama bir deli ne yaparsa yapsın yadırganmaz, çünkü delidir ve deliliğinin gereği gibi davranıyordur. Hatta bazı mahallelerin delisi vardır ve mahalleli öyle alışmıştır ki ona, artık gördükleri zaman umursamazlar bile. Fakat mahalleye bir yabancı gelse, delinin garip bir hareketini görse önce dikkatini çeker, sonra kim olduğunu anlayınca "Hmm, tamam" der ve o da garipsemez. Çünkü "Delidir, ne yapsa yeridir".
Alkol ve uyuşturucu alanlar içinde kullanıla bilir , bir deyimdir .

Birdost Rahmani .- Admin
- Mesaj Sayısı: 444
Kayıt tarihi: 14/08/11
- Post n°14
Geri: Doğru'mu ? Yanlış'mı . Deyimler
Tuz'suz Deli Bekir .
Bu deyimi genel'de , olur olmadık yerde , zaman'nı ve mekanı göz önüne almadan , düşün cesizce konuşan kimse için kullanılır . aynı zamanda bu deyimin bir'de sahibi veya tiplemesi var onuda aktaralım .
Mahallenin kabadayı tipi. Mert ve korkusuzdur. Tepeden tırnağa silahlıdır. Mahalledeki kavgaları bastıran, mahallenin sorunlarını çözümleyen bir tiptir. Her zaman herkesle dövüşmeye hazırdır. Bir insanı çok kolayca öldürebileceğini söylemesine karşın, hiç kimseyi öldürmemiştir. Dolantılı oyunların çözümünü sağlar, cezalandıracakken hep bağışlar.
Bu deyimi genel'de , olur olmadık yerde , zaman'nı ve mekanı göz önüne almadan , düşün cesizce konuşan kimse için kullanılır . aynı zamanda bu deyimin bir'de sahibi veya tiplemesi var onuda aktaralım .
Mahallenin kabadayı tipi. Mert ve korkusuzdur. Tepeden tırnağa silahlıdır. Mahalledeki kavgaları bastıran, mahallenin sorunlarını çözümleyen bir tiptir. Her zaman herkesle dövüşmeye hazırdır. Bir insanı çok kolayca öldürebileceğini söylemesine karşın, hiç kimseyi öldürmemiştir. Dolantılı oyunların çözümünü sağlar, cezalandıracakken hep bağışlar.

Birdost Rahmani .- Admin
- Mesaj Sayısı: 444
Kayıt tarihi: 14/08/11
- Post n°15
Geri: Doğru'mu ? Yanlış'mı . Deyimler
Deliye Her Gün Bayram .
Aklı kıt, kavrayışı az, sorumluluk nedir bilmeyen, hiçbir şeyi kendisine dert edinmeyen, istediği işi yapıp istediği yerde dolaşan, ne kazanıp ne kaybettiğinin farkında olmayan kişinin hali tıpkı bir delinin hâli gibidir. Onun için günlerin birbirinden farkı yoktur, hemen her gününü bayram neşesi içinde geçirir.
Bu gibi hallere özenen ,vurdum duymaz deyimiylede özleştirile bilen , halleri kendinde benimseyip o gibi hallerle hallenen kişilere kullanıla bilir sözlerdendir .
Aklı kıt, kavrayışı az, sorumluluk nedir bilmeyen, hiçbir şeyi kendisine dert edinmeyen, istediği işi yapıp istediği yerde dolaşan, ne kazanıp ne kaybettiğinin farkında olmayan kişinin hali tıpkı bir delinin hâli gibidir. Onun için günlerin birbirinden farkı yoktur, hemen her gününü bayram neşesi içinde geçirir.
Bu gibi hallere özenen ,vurdum duymaz deyimiylede özleştirile bilen , halleri kendinde benimseyip o gibi hallerle hallenen kişilere kullanıla bilir sözlerdendir .










